Sorununuzu bulamıyor musunuz? Bizimle konuşun. Gizlidir.
Yapmak zorunda olduğum zor bir seçim olduğunu fark ettim, ya bu girişimin daha da büyümesine yardım edecektim ya da alıp başımı gidecek ve beni içten içe yiyen bu işten uzaklaşacaktım.
Büyüdükçe dayak çemberi hem benim için hem de kardeşlerim için daraldı.
Uzun yıllar süren eğitim hayatım boyunca bana sağlam bir çapa olan hayatımın hayalinden koparılmış, sürükleniyordum.
Evlendikten sadece birkaç yıl sonra, kocamın internette tanıştığı kadınlara erotik e-postalar gönderdiğini öğrendim. Ama bu sadece başlangıçtı.
Alkolü elime zorla almadım. İçkiler zorla boğazımdan aşağıya inmedi ve asla zorla suistimal edilmedim. Bu seçimlerin hepsi tamamen benimdi.
Üçüncü sınıftayken, bir arkadaşıma gece bizde kalmasını teklif ettim. Ertesi gün geldiğinde, “annem ve babam sizde kalmama izin vermiyor çünkü senin ebeveynlerin alkolikmiş.” dedi. Ailemin normal olmadığı kafama ilk defa o an dank etti: benim ailem normal değildi.
Bacağımı kaybettiğimde bütün dünyam başıma yıkıldı. Bu benim hikâyem...
Hayal dünyamda teşhisler kondu, hapse atıldım, işten kovuldum, boşandım ve toprağa verildim. Zihnim bazen içinde bulunulması korkutucu bir yer.
Sevgiyi zayıf olmakla eş tutmaya başlamıştım. Yine de dışarıdan bakıldığında, her şey yolundaymış gibi görünmek için çok çabalıyordum.
Vücudum bir anda çökmedi. Parmaklarımda, ayak parmaklarımda, omuzlarımda, dirseklerimde, omurgamda, çenemde ve dizlerimde hareket kabiliyetini aniden kaybetmedim. Benim için bu, yavaş ve sancılı bir hareketsizliğe doğru gidişti.
Çocuklarımla aramda en ufak bir içten sohbet olmadan günler geçebiliyor.
Risk almayı denemek bile istemiyordum; yenilgi kabul edilemez, utanç verici bir şeydi ve insanın etrafındaki herkesi etkileyen sonuçları vardı.
Kendimi bir beyin anevrizmasıyla Acil Servis'te buldum. Bu durum fiziksel ve zihinsel olarak bende ağır bir tahribat yarattı. Ailem benim acı çekişimi izlerken kendi travmasını yaşadı.
Sürekli bir şeylere gereğinden fazla para harcıyordum. Paramı kontrol edemiyor, kendimi kapana kısılmış hissediyordum. Param beni yönetiyordu.
Hayalini kurduğumuz o hayatı yaşamaya başlamıştık. Mükemmel bir hayat sürüyorduk. Ama yine de arka planda hiç susmayan bir vızıltı gibi, bir mutsuzluk vardı.
Normale dönmek için istismarların tüm hatıralarını görmezden gelmeye çalıştım. Ancak yaşananların arka planda ne kadar hasar verdiğini bilmiyordum.
Yıllar sonra, 36 yaşındayken ailemle oturup yaşadığım deneyimi paylaştım. O zaman bile istismara uğradığımın farkında değildim.
Depresyonun korkutucu yanı, ne kadar sessiz ve sinsice kafama sızdığıydı. Karşılaştığım nedensiz yere yorgunluk, huzursuzluk, uykusuzluk, genel kafa karışıklığı, dalgınlık gibi semptomların depresyon belirtileri olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Üç yıl önce kocam son nefesini verdi. Ardından hayatımda deneyimlediğim en zorlu yolculuk başladı: onsuz bir hayat.
Çok geçmeden umduğum ve dua ettiğim bu küçük bebeğin artık rahmimde büyümediği belli oldu.
Çalışmamın, kızıma bakmanın ve ev işlerini halletmenin baskısı o kadar fazlaydı ki, on yıldan fazla süredir çok önem verdiğim işimi neredeyse bırakma noktasına gelmiştim.
Kendimi tamamen yalnız ve yanlış anlaşılmış hissettim. Acıyı uyuştumamın tek yolunun kendimi öldürmek olduğunu düşündüm.
İşimi kaybettiğimden bu yana bir yıl geçti ancak hala kızgın, incinmiş ve aşağılanmış hissediyorum.
Kemoterapinin ızdırabını yaşamak korkunç bir şey. Peki ya kanseri tamamen yendiğinizi düşündüğünüz bir anda geri dönerse ne olur?
“Biliyorsun anne, kan sudan ağırdır.” Bu sözler canımı yaktı, duyması zordu. Oğlumun yorumunun iması açıktı: “Beni yeni eşinden daha çok önemsemeliydin.”
2015 için yeni yıl kararımız hamile kalmaktı. Bu kimilerine basit bir şey gibi gelebilir ama bizim için devasa ve göz korkutucu bir hedefti. Bir mucize gerekiyordu.
Birinin kusurlarımı görüp yine de beni sevmesinin hayalini kurardım. Kimliğimi yeteneklerimin veya dış görünüşümün ötesinde bir temele oturtmam uzun zaman aldı.
Beni eşsiz, yeri doldurulamaz ve arzu edilir gördüğünü düşündüğüm tek kişi cinsel enerjisini benim yerime bir ekrana yönlendirmeyi seçiyordu.
Hayatım kontrolden çıktı. Bağımlılığım yüzünden iki evimi kaybettim, evliliğim de neredeyse bitiyordu.
Aylar boyunca nice gece, maddi durumumuzun yarattığı kaygı yüzünden gözüme uyku girmedi, yatakta dönüp durdum.
Kendimi her zaman diğer insanlardan farklı hissettim. Neden farklı olduğumu ya da beni farklı kılan şeyin ne olduğunu her zaman bilemedim; hatta bazen hâlâ farkına varamıyorum.
Öyle günler oluyor ki, kendi halime acıyorum; sadece tek bir sıradan gün bile yaşayamadığım için yas tutuyorum.
Babası terk edip gittiğinde, bir oğlan çocuğundan onun yerini doldurması nasıl beklenebilir?
Hamilelik kontrolüm pozitif çıktığı gün bütün dünyam alt üst oldu.
Her gün sakladığım bu karanlık sır oldukça, insanlar bunu yaptığımı bilseler benimle ilgili ne düşünürler diye düşündüğüm zaman tüylerim ürperiyordu.
Beni duymasını, nasıl hissettiğimi önemsediğini göstermesini ve neler yaşadığımı fark etmesini istiyordum ama bunlar onun yapmak istediği şeyler değildi.
Kendime iyi bakmanın – bedenime, zihnime, ruhuma - birinci önceliğim olması gerektiğini biliyorum. Hayatta dengeyi bulma yolculuğum hâlâ devam ediyor.
Çok büyük bir kayıp yaşanmıştı. Aileleri parçalandığında ruhlarının büyük bir parçası sökülüp alınmıştı. Yaşadıkları acıyı gerçekten anlamam çok uzun sürdü.
Güzel şeyler sabredene gelir. En azından bana söylenen buydu. Ama uzun zamandır bekliyorum. Aşkı ne zaman bulacağımı veya bulup bulamayacağımı bilmiyorum. Yalnız olmanın en zor kısmı bu.
Etrafım insanlarla dolu, birbirleriyle sohbet ediyor, birlikte eğleniyorlar: ama ben burada yapayalnızım.
Hayatımda ilk kez kendimi gerçekten güzel hissettim. Dünyam adeta güneşle dolmuştu. Onunla olmak bana harika hissettiriyordu. Ama sonra bir şeyler değişti.
Geride kalan olmanın en acı gerçeklerinden biri de bu. Artık her doğum gününü, her yıl dönümünü, her bayram sabahını kaçıracaklar.
Hayat ne zaman dayanamayacağım kadar ağır gelse, istediğim an yemeğe ulaşabileceğimi bilmek bana teselli verirdi. Aç olmasam bile yemek yerdim.
Ona istediği hayatı veremedim. Belki de onun için o kadar da harika bir kısmet değildim; geçmişimdeki kırıklıklar ve karmaşık hayatım onu boğuyordu.
Sessizliğin dilini öğrendim. Başını öne eğ. Tek kelime etme. Görünmez olmaya çalış. Belki burada olduğunu unuturlarsa durur. Ama durmadı.